ve elbette ki mektubumu, "kimsenin hayatına lüzumundan fazla girmeyen biri olarak, muhatabınız kalmak üzerine yazdığım son mektup bu olacaktır. sağlığınızı temenni ederim. muhabbetle ..." diye bitireceğim! ah tabii ya, daha ne yazabileceğim ki sanki- umut canlılığını nasıl bu denli koruyabiliyor ki? kendimi kendi gözümde aklayabilmek için kapılarının pervazlarına kadar gittiğim o hastalık taşıyan evlere varan, o karanlık sokaklar ürkütürdü hep içimi. kendimi kendi gözümde aklayabilmek için duyup okuyup da şöyle bir tarttıklarımı görmezden geliyormuş gibi, çamurlu kaldırımdaki paltosuna gömülmüş bedenlere de bakamazdım. ilk kez birini affettiğimi sandığımda ne de gamsız hissetmiştim oysa! "sayıyorum! 3...2...1...hadi!" suyun altına giriyoruz hışımla. nefesini benden uzun süre tutacağı iddiasında haklı çıkmakta oldukça kararlı olmalı ki sımsıkı kapattığı gözleri ve şişirdiği yanakları ile hırsını sergilemekten geri durmuyor.. işte biraz da tüm bunlar yüzünden kolla...
öylesine karıştırılan bir günlük, aylık, yıllık..