beni görsen tanır mısın diyeceğim de ne diye, kime anlatacağım ki sahi ben şimdi seni? çoktan beri bilmem neden, tıpkı sana benzer bir şeyler karalamak için kaleme kağıda uzanır oluyorum. oysa henüz hayatın bana hazırladığı mevzuları dahi bitiremedim ki, niçin kendimi bu pek uzak hatıralarla ağırlaştırdım orasını da hiç bilmem, oysa bu eski ve önemsiz şeylerden çok uzaklardayım şimdi. belki de yıllarca aralarında yaşadım diyedir, şayet zaman zaman onların kelimeleri ile konuşmadım ya da elbiselerini sırtıma geçirmedim de diyemem ki. hala bile bazen bazen- benzer bir şeyleri arıyor oluyorum, farkında olmadan diyorum hemen sonra, farkında olmadan. çok asil hisler ile içlendim ya ondandır tabii diyorum, ıstırap bundan. lakin ayağım kayıyor elbet, farkına varıyorum, e beyhude direnmiş oluyorum. misal o yalan sindirmiş bakışlarını kendimde görür görmez çehremden, yaptığımdan ürküyorum. gülüşümde bir burukluk mu var, yenilmiş tebessümüm birini mi andırdı, donup kalıyor, korkak biri olup çıkıyorum. bu denli karışıkça yer edindiklerinden belki de bilinmez, hala daha müdahale edilebilir olduklarını düşünüyorum. dehşete kapılmaksızın, umut ekmeksizin ve inkar cümleleriyle kendimi tatmin etmeksizin bekliyor, geçip gitmelerini temenni ediyorum. beni görsen diyorum, tanır mısın diyeceğim de ne diye, kime anlatırım ki ben şimdi seni? ben inançsızlığımı seyre dalmışken, beni artık ne oyalayabilecek ki?
sanki hiç ağlamamışsın gibi duruyor ve seni hiçbir zaman öp(e)meyeceğimi bilmek bana huzur veriyor. aklıma hep ölümün en düşlenebilir olduğu anlarda geliyorsun. bir imgeler tiyatrosu eşliğinde, olabildiğine silikçe geliyor, sinikçe tebessüm ediyor ve ağır ağır çekiliyorsun. sözlerin örtülü, gece sisten ve saçların dolanarak dökülüyor, "tanıdığım en ince düşünceli, en hassas, en kibar... en nazik insandı..." diyorsun, "kendini astı." demenden hemen sonra ekliyorsun tüm bunları. sonraları seni en sevdiğin yemekten bahsederken buluyorum, az sonra birileriyle gülüyor oluyoruz, geçenlerde birinin doğum gününü kutluyoruz, dün sarılırken beni sevdiğini fısıldıyorsun, seni izlerken yakala(n)mak istemiyorum, ertesi sabah tenine değen bir gözden yakınıyorsun, akşamında bana uzanıp öpüyorsun, gecesinde kapı dışarı edilirken burnunu çekişlerini dinliyorum, omzuna yaslandığımda kalbini sakınıyorsun ve konuştuğunda sözünü kesmemi istemediğini sanıyorum ki gidişlerimi izliyors...
Yorumlar
Yorum Gönder